Ortodonti nedir?


invisible lingual braces

Ortodonti nedir?

Ortodonti, diş hekimliğinin çeneler ve dişlerin konumlarıyla ilgili anomalilerin hareketli veya sabit aygıtlar kullanılarak düzeltilmesiyle uğraşan bir bilim dalıdır. Bu konularda uzmanlaşmış diş hekimine ortodontist denilmektedir.

Neden Ortodontik Tedaviye İhtiyaç Duyarız?

Çapraşık ve kötü konumlanmış dişler, ne kadar fırçalanırsa fırçalansın, tam olarak temizlenmesi zordur. Mutlaka diş aralarında gıda artığı kalır ve bu nedenle genellikle diş aralarında çürükler ve diş eti hastalıklarına yakalanma riski yüksektir. Bu tür diş eti problemlerinde kemik kaybı ve dişlerin erken yaşta kaybedilme riski vardır.

Ayrıca kapanış bozuklukları, çene kaslarında daha fazla baskıya neden olarak; Temporomandibular eklem problemlerine ve böylece baş ağrısına, sırtta ve omuzda ağrıya neden olabilirler.

Çenelerde meydana gelen gelişimsel ve doğumsal problemlerde yüz estetiği çok fazla etkilenir ve hastalarda psikolojik problemlere neden olabilir.Çapraşık dişler, estetik olarak istenmeyen bir görünüme sebep olurlar. Bu nedenle gülerken ağzın kapatılması çok karşılaşılan bir sonuçtur.

Ayrıca bu tür malokluzyonlu bireyler ağızlarını tam olarak kapatamayıp ısırma, çiğneme, solunum problemleri yaşarlar

Ortodontik tedavi ile hem estetik bir görünüme hem de sağlıklı dişler, dişetleri, eklemlere sahip olabilir ve hayat kalitenizi yükselterek psikolojik açıdan daha mutlu olarak genel sağlınızı da korumuş olursunuz.

İlk Ortodonti muayenesi ne zaman olmalıdır?

Amerikan Ortodontistler Derneği çocukların 10 yaşından önce ortodontik gözleme girmesini tavsiye eder. O yaşlarda yeterince kalıcı diş çıktığından, olası sorunları görmek mümkündür. Ama bütün kalıcı dişler çıkana kadar beklememelisiniz.

7-8 yaşlarındaki çocuklarda ise büyüme ve gelişimi bozabilecek sorunların erkenden saptanabilmesi için ortodontik muayene çok yararlıdır. bazı durumlarda da sorun erkenden belirlendiği halde,ortodonti uzmanı çocuğu belirli aralıklarla kontrole çağırarak tedavi için en uygun zamanı bekleyebilir

Ortodontik tedaviye erken yaşta başlamanın bir çok avantajı vardır. Örneğin çocuklar büyürken genişleme aletleri damağın genişliğini ayarlamak için modifiye edilebilir ve böylece dişlerin daha düzgün çıkması sağlanır. Böyle tedavilerin erken yaşta yapılması hastanın ortodontik potansiyelini arttırır.

Ortodontik tedavide süt dişlerinin önemi nedir?

Süt dişlerindeki çürüklerin ve süt dişlerinin zamanından önce çekilmesinin; ortodontik bozukluklara, daimi dişlerin çene kemiği içerisinde gömük kalmasına neden olduğu kanıtlanmış bir gerçektir.

  •  Süt dişleri, doğumdan sonraki 6. aydan itibaren belirli bir sırayla sürmeye başlarlar ve yaklaşık 2,5 yaşındaki bir çocukta tüm süt dişleri sürmüş olur. Alt ve üst çenede toplam 20 tane süt dişi, 6 yaşına kadar ağızda kalmaya devam eder. Bu dönemden 12 yaşına kadar tüm süt dişleri, sırayla yerlerini daimi dişlere bırakır. Bu değişim döneminde süt dişlerinde oluşan büyük çürükler ve erken süt dişi kayıpları, daha arkada bulunan dişlerin bu boşluklara doğru hareketi sonucu çapraşıklıklara ve daimi dişlerin süremeyerek gömük kalmalarına neden olabilir. Bu nedenle, süt dişlerinin sağlıklı bir şekilde ağızda kalmaları oldukça önemlidir.
  • Ortodontik bozuklukların oluşumunda süt dişlenme dönemindeki durumlar, tek başına sorumlu değildir. Ortodontik sorunlar, genetik olarak da anne-baba veya daha büyük aile üyelerinden çocuklara geçebilmektedir.

Bunun dışında, bebeklik döneminde anne sütüyle yetersiz beslenerek veya biberon ve yalancı emzik kullanımına yönelik yapılan yanlışlıklar; çocukluk dönemindeki parmak emme, dudak emme, dil itimi ve ağızdan solunum gibi kötü alışkanlıklar da ortodontik sorunlara yol açabilmektedir. Ağızdan solunum durumunda burun solunumunu önleyen sorunlar varsa, bunları gidermeye yönelik olarak kulak-burun-boğaz uzmanlarıyla ortak çalışılmaktadır.

Her Yaşta Ortodontik Tedavi Mümkün Mü?

Ortodotik tedaviler, gerekli oral ve radyolojik tetkikler sonucunda artık yaş sınırı tanımaksızın uygun olan her bireye yapılabilmektedir.

Çoğu insan ortodontik tedaviye kalıcı dişlerin çoğunun çıktığı ve tedavinin en etkili olduğu ergenlik çağında başlar.

Yükselen diş sağlığı bilinciyle yetişkinler de artan sayılarla ortodontik tedavi görmektedirler. Fakat yetişkin tedavisi daha karışıktır ve bazen bir sorunu gidermek için birden fazla uzman gerekebilir.

Ortodontik Tedavi İle Hangi Problemler Düzeltilebilir?

Ortodontik tedavi ile dişleri ve çeneleri ilgilendiren her türlü anomal düzeltilebilir.

Ortognatik Cerrahi Tedavi

Çenelerin ve dişlerin Ortodontik tedaviye ilaveten cerrahi olarak düzeltilmesi. Eğer hastamız erişkin dönemdeyse (büyüme gelişim bitmişse) ve alt-üst çeneler arası uyumsuzluk yalnızca diş çekimi yaparak düzeltilemeyecek kadar şiddetliyse, cerrahi tedaviden başka seçeneğimiz kalmamış demektir.

Ortognatik cerrahi tedavi hastalarımızın fonksiyon, fonasyon ve yüz estetiğini çok olumlu yönde geliştiren oldukça faydalı bir tedavi seçeneğidir. Başarılı bir ortognatik cerrahi tedavisi için plastik cerrah, ortodontist ve diş hekiminin kooperasyon içinde olması gereklidir. Tedavi ekibindeki her doktorun, doğru tanı koyması, tedavi planını ve gerekli tedavileri yapması, gerekli durumlarda diğer branşlardaki doktorlarla konsultasyon yapması önemlidir.

Malokluzyonun tipine göre 6ay-1yıl arası cerrahi öncesi bir sabit ortodontik tedavi sonrasında ameliyat olunur ve operasyon sonrasında ortalama 4-6 ay kadar daha sabit ortodontik tedavi sürer ve hastamızın aktif tedavisi sonlandırılır.

 Ortodonti de Tedavi Seçenekleri

  • Hareketli tedavi aparaeyleri
  •  Sabit Tedavi Apareyleri

Dişlerin üzerine vestibül (dudak ) tarafı veya lingual (dil) tarafına sabit apareyler uygulamak suretiyle dişlerdeki konum bozukluklarının giderilmesi için uygulanan tedavi yöntemleridir. Hastanın yaşına, malokluzyonun tipine göre, daimi diş çekimli veya çekimsiz tedavi alternatifleri kişiye özel olarak uygulanmaktadır.

Sabit apareyler metal veya şeffaf olarak iki ana gruba ayrılmaktadır;

  •  Metal Braketler; Bilinen en eski ortodontik tedavi apareyleridir. Paslanmaz çelik materyallerdir. Metal olduklarından dişler üzerinde metal renginde gri bir görüntü oluşturmaktadırlar. Yıllarca en hızlı tedavi alternatifi oluşturmalarına rağmen günümüz teknolojilerinde estetik braketler, metal braketlerin bütün üstün özelliklerini sağlayarak daha estetik tedavi alternatifi sağlamaktadırlar. Metal braketlerin şeffaf braketlere göre avantajı, fiyatlarının daha ekonomik olmasıdır. Günümüzde metal braketler oldukça küçük ve kullanımı oldukça rahattır.
  •  Self-ligating Braketler; Kapaklı braketler olup braket içerisine yerleştirilen telin tutuculuğu braket üzerinde bulunan kapaklar ile olmaktadır. Avantajı; diğer braket tiplerine göre ligatürleme işlemi kapaklar ile olduğundan, sürtünmesiz sistemlerdir ve ortodontik tedavilerin daha hızlı bir şekilde yapılmasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca bu sistemlerle yapılan tedavilerde, 1- 1.5 aylık kontrol süreleri daha uzayabilmektedir. Genellikle metal olmalarına rağmen günümüzde bazı firmaların estetik sürtünmesiz sistemli braketleri bulunmaktadır.

Tellerinin görünmesini istemeyen erişkin hastalar için tedavi seçenekleri nelerdir?

  • Estetik Braketler; Diş renginde olup dışardan bakıldığında gri renkli bir görünümü olmadığı ve çok belli olmadığı için estetik materyallerdir.

Lingual tedavi

Sabit tedavi yöntemlerinden biridir. Her ortodontist tarafından tercih edilmemektedir. Doktorunuzun bu tedavi yöntemini kullanıp kullanmadığını mutlaka sormalısınız. Bu tedavi de hastalar için en büyük avantaj, tedavimiz için kullanılan dişlerin üzerine yapıştırılan sabit apareylerin, dudak tarafında değil dil tarafında olmasıdır. Böylelikle dişlerin üzerinde hiçbir şey gözükmez.

Oldukça estetik olan bu tedavi yönteminde tedavi süresi, vestibülden uygulanan sabit tedavilere göre biraz daha uzun sürmekte olup, hastaların karşılaştığı en büyük problem konuşma bozukluğudur. Apareyler dil tarafında olduğundan, sesler çıkarken bu apareylere çarparak çıkacağı için ‘’t’’ ‘’s’’ ‘’d’’ gibi bazı harflerin fonasyonu çok güç olacaktır. Ayrıca dil ucunda hafif tahrişler de olabilmektedir. Hastaların bunlara alışması 6 aylık bir süreyi kapsayabilmektedir.

Bu yöntem diğerlerine göre biraz daha pahalı bir yöntemdir.

Invisalign veya ClearAlign

İngilizce de ‘’İnvisiblebraces’’ gözükmeyen diş telleri (braketler) olarak adlandırılan gözükmeyen şeffaf damaklıklarla dişlerdeki çapraşıklığın düzeltildiği tedavi şeklidir. Bu yöntem diş teli taktırmadan dişlerindeki çapraşıklıklara çözüm arayan ve genellikle erişkin hastaların tercih ettiği bir yöntemdir.

Bu yöntemde hastanın ölçüsü alınır ve ölçülere uygun dişlerin hareketini sağlayacak şeffaf plaklar (düzelticiler) üç boyutlu özel bilgisayarlı sistemler ile hazırlanır. Dişlerin düzgün sıralanmasını sağlayacak bu düzelticiler, belli aralıklarla yenilenir.

Hastalar hiç sabit diş teli kullanmadan düzgün dişlere kavuşurlar. Takıp çıkarılabilen apareyler oldukları için hasta kooperasyonu ve motivasyonu tedavi başarısını etkilemektedir.

Hareketli apareylerle yapılan tedavilerde tedavi başarısı %50 doktora %50 hastaya bağlıdır. Apareylerin takılmasında hasta kooperasyonuna ihtiyaç vardır.

Hastaların tedavi sırasında karşılaşabileceği sorunlar nelerdir?

Ortodontik tedavi sırasında ve sonrasında en çok dikkat edilmesi gereken nokta, dişlerin doğru fırçalanmasıdır. Ağız hijyeninin sağlanması, dişlerin ve dişetlerinin sağlıklarının korunması açısından çok önemlidir. Tellerimiz, dişlerimizin etrafında tutucu alanlar oluşturarak dişlerimizin daha kolay kirlenmesini ve daha zor temizlenmesine neden olur. Hem kötü görüntülerin önlenmesi, hem de çürük oluşumunun engellenmesi amacıyla dişler, her yemekten sonra fırçalanmalıdır. Fırçalamada dikkat edilmesi gereken nokta, braketlerimizin etrafınının ve tellerle diş eti arasının tamamen temizlenmesidir. Çeşitli firmaların ortodontik diş fırçaları bulunmaktadır. Bununla birlikte, kendi diş fırçanızı kullanmaya devam edebilirsiniz. Diş fırçanızın başı küçük ve yumuşak sertlikte olmalıdır.

Diş ipi ve ara yüz fırçası kullanımı da ağız hijyeninin sağlanması açısından önemlidir. Ara yüz çürüklerinin önlenmesi amacıyla günde bir kere diş ipi kullanmalıyız. Ara yüz fırçaları da, normal fırçayla ulaşamadığımız yerlerin temizliğinde kullanılabilir.

Tedavi sırasında dikkat etmemiz gereken bir başka nokta da, braketlerimize veya hareketli aygıtlarımıza zarar vermemektir. Braketlerimiz, dişlerin üzerine özel yapıştırıcılar kullanılarak yapıştırılmaktadır. Bu yapıştırıcının gücü, tedavi sırasında braketleri yerlerinde tutacak, tedavi sonrasında da diş yüzeylerine zarar vermeden sökülecek şekilde özel olarak ayarlanmıştır. Sert ve çekirdekli gıdaların (Kuruyemiş, cips, erik vb gibi) kontrolsüz olarak ısırılması, veya sivri cisimlerle tellerimizle oynanması sonucunda braketlerimiz kopabilir. Braket kopması, planlananın dışında kliniğimize gelmenize, normal randevularınızın süresinin uzamasına ve tedavinizin daha uzun sürmesine sebep olacaktır. Tellerimizin takıldığı andan itibaren ilk bir kaç gün, dişlerimizde ve dişetlerimizde sızlama tarzı ağrılar, sallanma hissi ve yanaklarımızda küçük beyaz yaralar görülebilir. Bunlar, ağız dokularımızın ve dişlerimizin doğal bir alışma süresidir. Bu süre içinde ağız bakımımızın eksiksiz yapılması çok önemlidir. Görülen rahatsızlıklar, kısa süre içerisinde düzelecektir.


Genel Anestezi (Narkoz) ve Sedasyon


genel anestezi

GENEL ANESTEZİ (NARKOZ) VE SEDASYON NEDİR?

Genel anestezi, hastaya damar içi ilaçlar ve/veya bayıltıcı gaz verilerek narkoz halinin sağlandığı anestezi tipidir. Sedasyon ise hastaya bazen damar içi ilaçlar verilerek bazen de oral ilaç verilerek sakinlik halinin sağlandığı anestezidir.Burada en önemli nokta sedasyonun düzeyinin ayarlanmasıdır. Sedasyon uygulanması yapılan tedavinin ağız içinde uygulanması da göz önüne alınarak hastanın solunumunun tehlikeye atılmayacak şekilde bilinçli sedasyon olmalıdır. Sedasyonun derin olması yaradan çok zarara yol açabilir. Bu nedenle derin sedasyon yerine genel anestezi çok daha güvenli kabul edilir. Ayrıca sedasyonun uyuşturucu etkisi yoktur, dolayısıyla cerrahi yapılacak bölgenin uyuşması için hastalara ayrıca lokal anestezi de yapılmaktadır.

GENEL ANESTEZİ / SEDASYON DİŞ HEKİMLİĞİNDE HANGİ TİP HASTALARDA TERCİH EDİLİR?

  • Fiziksel engelli çocuklarda,
  •  Mental (zihinsel) engelli çocuklarda,
  •  Acil tedaviye ihtiyacı olmasına rağmen iletişim kurulamayan çocuk veya erişkinlerde,
  •  Biberon çürüğü veya erken çocukluk çağı çürükleri adı verilen yaygın çürüklere sahip ikna yoluyla tedavi edilemeyecek küçük yaştaki çocuklarda,
  •  Genel anestezi yapıldığı takdirde tıbbi risklerin azalacağı (bazı sistemik rahatsızlıklar gibi) vakalarda,
  • Herhangi bir nedenle (uzak yerde oturulması, allerjik reaksiyon riski vb) tedavilerin tek seansta yapılması gereken çocuklarda.
  •  İleri derecede fobisi (Korku) olan erişkin hastalar
  •  Genel Anestezi gerektiren cerrahi girişimler (Kemik grefti, Kemik kisti vb.)
  •  Lokal anestezi ile tek seansta yapılması mümkün olmayan birçok cerrahi işlemin kısa sürede (2 saat gibi) genel anestezi altında yapılmasını isteyen hasta grubu

DİŞ TEDAVİLERİNİN GENEL ANESTEZİ ALTINDA YAPILMASININ AVANTAJLARI NELERDİR ?

  •  Tüm işlemlerin tek seansta gerçekleşmesi aile ve çocuğun tedavi sürecinde yıpranmasını engeller.
  •  Küçük yaştaki çocukların kontrolsüz olarak yaptıkları ani hareketler sonucu oluşabilecek yaralanma riski ortadan kaldırılır.
  •  Kontrollü çalışma sahası sayesinde tedavinin tüm aşamaları özellikle iletişim güçlüğü olan küçük çocuklarda ideal bir şekilde tamamlanabilmektedir.

GENEL ANESTEZİ ALTINDA ve SONRASINDA AĞRI HİSSEDİLİR Mİ?

Operasyon sırasında hiç ağrı hissetmezsiniz. Çekim yapılması gereken durumlarda genel anestezi ile beraber lokal anestezi uygulaması da yapılır. Sadece çok küçük yaştaki çocuklar operasyon sonrasında farkına vardıkları lokal anesteziye bağlı bu uyuşukluk hissinden ya da diş çekiminin yapıldığı bölgedeki boşluk nedeniyle rahatsız olabilirler.

GENEL ANESTEZİ ALTINDA YAPILAN İŞLEMLER NEKADAR SÜRER ? SONRASINDA HASTANEDE KALMAK GEREKLİ Mİ?

İşlem süresi, hastanın ağız içerisinde yapılacak işlemlerine bağlı olarak değişkenlikler gösterir. Burada hatırlanması gereken hastanın ameliyathaneye alınır alınmaz diş tedavi işlemlerinin hemen başlamadığıdır. Diş tedavi işlemleri öncesinde ve sonrasında toplamda yaklaşık yarım saat kadar sürebilen hastanın hazırlanması aşaması olmaktadır. İşlem sonrasında yaklaşık 1- 2 saat kadar gözlem altında tutulmakta ve daha sonra taburcu işlemleri gerçekleştirilmektedir.

GENEL ANESTEZİ ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR ?

  •  Hastalarımızın genel anestezi öncesi mevcut ve geçirdikleri hastalıkları ve kullandıkları ilaçları doktorlarına eksiksiz şekilde bildirmeleri ve kullandıkları ilaçların ameliyat öncesinde doz ayarlamalarına uymaları anestezi ve sonrasında en güvenli şekilde sağlıklarına kavuşmaları açısından önemli olacaktır.
  • Uzman ellerde ve uygun şartlarda yapıldığı sürece anesteziye (genel veya sedasyon) bağlı komplikasyonlar oldukça nadirdir. Her anestezist’in en çok korktuğu; hastanın tok olmasıdır. Çünkü tam anestezi uygulamasında hastada kusma olursa ve bu kusmuk hastanın Akciğerlerine geçerse son derece ağır ve ölümcül olabilen Akciğer Zatürreesine (Pnömoni) yol açabilir. Bu nedenle erişkin hastalarımızın en az 8 saat aç ve susuz (Oruçlu gibi) olmalarını önemle isteriz.Çocuk hastalarda ise çocuğun yaşına göre size söylenen açlık ve susuzluk süresine dikkat edilmesi önemlidir.
  •  Hastanın genel anesteziye alınabilmesi için gribal enfeksiyon gibi herhangi bir enfeksiyon geçirmiyor olması gerekmektedir.
  • Birçok aile diş fırçalama eğitimini vermek için genel anestezi altında diş tedavilerinin yapılmasını beklemektedir. Ancak doğru olan bu işleme karar verildiği andan itibaren çocuğunuzun dişlerini çok iyi fırçalamaktır. Çünkü bu sayede diş çürükleri azalmasa da dişeti rahatsızlıklarını geçirecek ve bu sayede tedaviler sırasında çocuğunuzun dişetlerinde kanama olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki, dişetlerindeki kanama operasyon süresini arttıran en önemli etkenlerdir.
  • En az iki refakatçinin bulunması, hastaneye giriş ve çıkışlarda yapılması gereken kayıt işlemleri sırasında çocuğunuzun yalnız kalmamasını sağlayacaktır.

DİŞ TEDAVİSİ İÇİN GENEL ANESTEZİ RİSKLİ MİDİR?

Anestezinin riskleri, hastanın genel sağlık durumu, yaşı, planlanan cerrahinin yaygınlığı ile yakından ilgilidir. Son 20 yıldır anesteziyolog denetiminde uygulanan anestezi ile riskler önemli ölçüde azalmıştır. Fakat hiçbir zaman ”sıfır risk vardır’ denilemez. Bu nedenle her türlü tedbiri alıp en güvenli şekilde ameliyat olmanız için gerekenler yapılmaktadır. Doktorlarınızın uyarılarını dikkate alarak bu riskler en aza indirilebilir.


Ağız Kokusu


ağız kokusu

Ağız kokusu günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygındır.  Ağız sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Ağız kokusundan şikayet eden bireyler sosyal hayatlarında kendilerine olan güvenlerini kaybedebilirler.

AĞIZ KOKUSU (HALİTOSİS) NEDİR?
Ağızdaki kötü kokuya kısaca ağız kokusu veya halitosis denir. Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Ancak ağız kokusu çok önemli hastalıkların işaretçisi de olabilir. Ağız kokusu temelde 2’ ye ayrılır.

1. Fizyolojik ağız kokusu:
Her sağlıklı birey sabah uyandığında sindirim kanalında biriken gazlar veya dil sırtında üreyen bakterilerin sebep olduğu ağız kokusu ortaya çıkabilir. Dil sırtını fırçalamak ve sürekli olmamak şartıyla çinko içeren ağız gargaraları kullanmak bir çözümdür.
Beslenme sonrasında görülen, nefesteki (ağızdaki değil) kötü koku da fizyolojiktir. Örneğin sarımsak yiyen bir insanın kanına geçen uçucu aromatik bileşikler, dışarı atılır ve tedavi gerektirmez.

2. Patolojik Ağız Kokusu (Gerçek halitosis):

Patolojik halitosisi olan hastalar diş hekimine ağız kokusu şikâyetiyle müracaat etmeyebilirler. Ağızlarındaki kötü kokunun ya farkında değildirler, ya da tolere etmektedirler veya bu durumu kabullenmişlerdir.

AĞIZ KOKUSUNUN SEBEPLERİ
Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlarda,
Şeker hastalığı (aseton kokusu gibidir),
Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibidir),
Karaciğer yetmezliği,
Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu),
Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusuolarak yansır) olarak sıralanabilir.

AĞIZ BOŞLUĞU KAYNAKLI HALİTOSİS

Ağız kokusunun sebeblerinin çoğu  ağız boşluğu kaynaklıdır. Bunlar;  dilden, gingivitisten,  periodontitisten ve bunların karışımından kaynağını alır. Bu tip ağız kokuları kompleks vakalar değildir. Sebep ilk muayenede belli olur ve sorunlu diş eti dokuları göz ile kolayca tespit edilebilir.

AĞIZ BOŞLUĞU KAYNAKLI AĞIZ KOKUSUNUN TEDAVİSİ İÇİN

1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun
Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Diş ve diş eti hastalıkları önemli ölçüde kötü koku yapar. Bu sebeple diş hekiminizin önerilerini dinleyip mutlaka diş sağlığı ve bakımına önem vermelisiniz.

2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin
Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara sebep olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız. Ağız kokusu ile mücadelede dişler ve diş sağlığının ilk aşamadır

4-Tarçın kullanın
İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır.

5-Daha fazla su için
Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da ağız kokusunun giderilmesinde yardımcı olur.

6-Asla burnunuz tıkalı uyumayın
Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.

7-Basit şeker tüketiminizi azaltın
Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bakteriler bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız

8-Lokmaları iyi çiğneyin
Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden kopararak mideye gitmesine yardımcı olur.

9-Diş ipi kullanın
Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.

10-Sigara içmeyin
Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.


Hamilelik ve Ağız Sağlığı


Portrait of the young pregnant woman

Hamilelik kadınların bebeklerini sağlıklı olarak kucaklarına alabilmek adına kendi sağlıklarına çok daha fazla önem verdiği özel bir periyottur.  Anne adayları değişen östrojen ve progesteron seviyeleri neticesinde vücutlarının pek çok yerinde farklılıklarla karşılaşırlar. Ağız sağlığı da genel sağlığın bir parçasıdır ve hamilelikteki bu değişimlerden önemli derecede etkilenir. Bu nedenle gebelik planlayan kadınlar diş hekimi muayenesinden geçmelidir. Atılacak en doğru adım hamilelik öncesinde 9 ay oyunca sorun çıkarma riski olan dişlerin tedavilerinin yapılmasıdır. Çünkü ağızdaki enfeksiyon odağı erken doğum ve düşük doğum ağırlığına neden olarak hem anneyi hem bebeği etkileyebilir. Örneğin çevre doku iltihabına neden olan 20 yaş dişleri alınmalı, çürükler doldurulmalı, diş taşları temizlenmeli,  ağızda enfeksiyon odağına sebep olabilecek unsur bırakılmamalıdır. Bunun devamında doğru beslenme ile beraber yeterli ağız bakımı neticesinde hamilelikte önemli bir sorunla karşılaşılmaz. Beslenme, anne adayı kadar bebeğin de diş gelişimi üzerinde etkin rol oynar. Anne adayı A,C,D vitaminleri ile fosfor ve kalsiyumdan zengin besinleri tüketmelidir. Şunu da belirtmek gerekir ki bebeğin ihtiyacı olan kalsiyum yaygın inanışın aksine annenin dişlerinden değil öncelikle aldığı besinlerden sağlanır.

Hamilelikte artan progesteron hormonun seviyesinin sonucu olarak özellikle 2. ve 8. aylar arasında diş eti iltihabına rastlanabilmektedir. Ağızda mevcut olan dental plak iltihabı şiddetlendirir. Bu nedenle ağız hijyeni eksiksiz olarak sağlanmalıdır. Oluşan diş taşı varsa hekim tarafından temizlenmelidir. Diş eti iltihabına ek olarak gebeliğin 3-4. ayında başlayıp gebelik sonun kadar devam eden özelikle ön dişlerde çilek görünümünde oluşan gebelik tümürüne rastlanabilir. Genelde doğumdan sonra kaybolur. Kaybolmuyorsa da basit bir cerrahi işlemle alınabilir.

Tüm önlemlere rağmen anne adayı hamilelikte dişlerinde sorun yaşarsa tedavi yaptıracağı en doğru zaman 3-6 ay arasıdır. İlk 3 ay içinde çıkan problemler mümkünse ertelenir, değilse jinekologu ile iletişim halinde acil müdahaleleri yapılabilir. Her ne kadar diş hekimliğinde röntgen için verilen radyasyon miktarı çok az ise de gerekmedikçe röntgen çektirmekten kaçınmalıdır. Gerekiyorsa da kurşun önlük giyilerek önlem alınmalıdır.

Özet olarak anne adayı, hamilelik öncesinden başlayarak yaptığı diş hekimi ziyaretleri, etkin yaptığı ağız bakımı ve doğru beslenme sayesinde hamilelik dönemini sorunsuzca atlatacaktır.


Ramazan Ayında Ağız Kokusu


Ramazan Ağız Kokusu

Ramazan ayında pek çok kişi açlık ve susuzluğa bağlı olarak ağız-nefes kokusu, ağızda kötü tat problemleri yaşamaktadır. Ağız ve diş sağlığına gösterilecek biraz özenle rahatsız edici bu durumdan kurtulmak mümkün.

Ağız kokusu toplumda sıkça görülen ve insanların sosyo-psikolojik durumunu ciddi ölçüde etkileyen bir rahatsızlıktır. Altında pek çok sebep yatmakla beraber şeker hastalığı, sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar, böbrek ve karaciğer yetmezlikleri, diş ve dişeti rahatsızlıkları, açlık başlıca etkenlerdir.

Açlık Kokuyu Tetikliyor

Özellikle Ramazan ayında pek çok kişi açlık ve susuzluğa bağlı olarak ağız ve nefes kokusu, ağızda kötü tat sıkıntısı çekmektedir. Bunun sebebi açlığa bağlı vücutta oluşan biyokimyasal tepkimelerin yan ürünleri, iyi temizlenemeyen diş ve ağız yüzeylerinde biriken bakteriler, susuzluğa bağlı ağız kuruluğudur. Normal tükürük salgısı ağız ve diş dokusunu hem yıkama görevi görür hem de koruyucu rol oynar.

Azalması ile beraber bireylerde ağız enfeksiyonuna yatkınlık ve koku ortaya çıkar. Dolayısıyla oruç dışı saatlerde bol miktarda su ve sıvı tüketilmelidir.  Ramazanda artan şeker tüketimi sebebiyle daha çok ağız içinde bakteri ürer. İşte bu nedenlerden dolayı ağız bakımına ekstra dikkat edilerek dişlerin yanı sıra dilin sırtı ve arkası, yanağın iç yüzeyleri temizlenmeli, fırçanın yanında diş ipi ve ara yüz fırçaları ile temizlik desteklenmelidir. Tüm bunlara ek olarak antiseptik solüsyonlar da önerilir.


LAMİNATE VENER RESTORASYONLAR: KOMPOZİT / SERAMİK


Woman teeth

Çeşitli nedenlere bağlı oluşan diş renkleşmelerinde, kısmen rotasyonlu dişlerin düzeltilmesinde,ön dişlerdeki diastemaların kapatılmasında, dişlerden minimal aşındırma yapılarak dişlerin ön yüzeyine uygulanan restorasyonlara laminatevenerrestorasyon adı verilir.Kompozit veya seramik esaslılaminate uygulamaları yapılır.

Kompozitlaminatelerin tercih edilmesinin başlıca nedenleri, dişten çok az veya hiç aşındırma yapılmadan uygulanabilmeleridir. Buna bağlı olarak anesteziye gerek yoktur. Süt dişlerinde, sürmesini tamamlamamış daimi dişlerde, hastanın dişlerinin aşındırılmadan uygulama yapılmasını istediği durumlarda, hastanın zamanının kısıtlı olduğu, 1 seansta tedavinin bitirilmesi gerektiği durumlardakompozitlaminaterestorasyon uygulaması yapılmaktadır. Kompozitlaminaterestorasyonlarda malzemenin zamanla su emmesine bağlı olarak renk değişikliğinin oluşması tam seramik laminatevenerlere göre dezavantajıdır.

Seramik laminateler diğer restorasyonlara oranla daha üstün estetik özelliklere sahiptir. Seramiğin ışığı geçirme özelliğinden dolayı yapılan restorasyon doğal dişlerle uyumlu haldedir. Seramikte renk değişikliği gerçekleşmez. Dişin yüzeyinden az miktarda aşındırma yapılması gerekmektedir. Dikkatli ve titiz bir laboratuvar çalışması gerektirir. Estetik beklentinin en üst seviyede olduğu durumlarda, tutuculuk için yeterli miktarda mine dokusu varlığında, blumnia gibi hastalıklara, alınan gıdalarabağlı olarak dişlerin ön yüzeylerinde aşınmaların olduğu durumlarda, hastanın laboratuvar aşamalarını tolere edebilecek kadar zamanı olduğunda başarıyla uygulanan restorasyonlardır. Diş sıkan bireylerde, pipo ya da kalem ısırma gibi alışkanlıkları olan bireylerde, ileri periodontalharabiyeti olan dişlerde, var olan diş rotasyonlarınınrestoratif yöntemlerle düzeltilemeyeceği durumlarda, ortodontiktedavi gereksinimi olan olgularda, aşırı madde kaybı olan dişlerde, süt dişlerinde ve sürmesi tamamlanmamış daimi dişlerde seramik laminatevener uygulaması yapılmamaktadır.

TAM SERAMİK RESTORASYONLAR: ZİRKONYA ALT YAPILI/TAM SERAMİK (EMPRESS)

Zirkonyaalt yapılı sabit protezler yüksek dayanıklılık, kırılma direnci, insan vücuduna dost yapısı(biyouyumluluk) ve metal seramik restorasyonlardan daha estetik sonuçlar elde edilmesi gibi avantajlara sahip restorasyon çeşitleridir. Metal seramik restorasyonlardaki metale bağlı olarak yaşanabilecek korozyon, alerji gibi etkiler bu tip protezlerde oluşmaz. Ön ve arka bölgede tek diş ve 3-4 dişi kapsayan sabit protezlerin yapımında zirkonyaalt yapılı köprüler rahatlıkla tercih edilir. Derin kapanışı olan bireylerde, dayanak dişlerin boylarının çok kısa olduğu durumlarda, diş sıkan bireylerde, kanatlı köprü tasarlandığında, destek dişlerin peridontal desteği yetersiz ise kullanılmazlar.

Tam seramik(Empress) esaslısistemler yeterli ışık geçirgenliğine, doğal dişe en yakın özelliklere sahip restorasyonlar yapmamıza olanak sağlayan sistemlerdir. Çürümüş, aşınmış ve kırılmış dişlerde, estetiğin önemli olduğu ve kapanış için yeterli mesafenin olduğu olgularda başarıyla uygulanabilen protezlerdir. Zirkonya esaslı seramiklere oranla kırılmaya daha az dirençli olduklarından ön bölge tek diş restorasyonlarında tercih edilirler; arka bölgede çiğneme kuvvetlerine maruz kalan dişlerde uygulama risklidir. Diş sıkma, pipo kullanımı veya kalem ısırma gibi alışkanlıkları olan bireylerde, karşıt çeneyle mesafenin az olduğu durumlarda, örtülü kapanışın bulunduğu olgularda kullanılmazlar.


Diş Hastanesi Dentopia Ağız ve Sağlığı Merkezi


Diş Hastanesi Dentopia Ağız ve Sağlığı Merkezi

Ağız ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada önemli sağlık sorunları arasında yer almakta hayatı tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir. Diş hastanesi önemli bir konu olmakla beraber hastane seçimi yapılırken bazı noktalara dikkat edilmesi önemlidir. Muayene ortamının hijyeni, personellerin deneyimi ve birçok konu bakımından diş hastanesi seçimi büyük önem taşımaktadır. Ancak ağız ve diş sağlığına verilen önem birçok hastalığın habercisi olduğu bilinci arttıkça kişilerin ağız diş sağlığı merkezlerini ve diş hastaneleri bulunabilirlik oranında artmıştır.

Ağız ve Diş Sağlığında Diş hastanelerinin önemi büyüktür. Tüm uzmanlık alanlarında deneyimli ve uzman kadro ile hizmet vermekte olan Dentopia Diş Hastanesi modern ve gelişmiş teknolojiye sahip ekipmanları sayesinde tüm tedavi hizmetleri sunabilmektedir.

Dentopia Diş Hastanesi sahip olduğu gelişmiş görüntüleme sistemleri ile kısa sürede tedavi planlarını hazırlayarak tedavinize başlar. İyi bir ön tanı, tedavi planı ile sağlığınıza daha erken kavuşmanızı sağlar.

Dentopia Diş Hastanesi yine çocuklarımızın ağız ve diş sağlığının korunması ve tedavi edilmesi konusun dada gerekli tüm donanıma sahiptir. Çocuklarda diş fobisi diş hekimi fobisi ya da diş hastanesi fobisi oluşturmama amacıyla çocuk tedavi katı hazırlanmıştır. Tamamen oyun alanı olarak tasarlanan çocuk tedavi katı , çocukların eğlenerek pedagoji eğitimi almış çocuk diş hekimleri tarafından diş tedavilerinin yapılmasını sağlamaktadır.

Dentopia Diş Hastanesi olarak yılda 2 kez ağız ve diş sağlığınıza yönelik periyodik kontrollerinizi yaptırmamızın önemini hatırlatırız. 365 gün, 7/24 saat aralıksız diş hekimliğine yönelik tüm tedavi hizmetlerini tam donanımlı diş hastanemizi ziyaretinizi bekler, sağlıklı günler dileriz.

diş hastanesi

diş hastanesi


Çocuk Diş Sağlığı İçin Yapılması Gerekenler


Çocuk Diş Sağlığı İçin Yapılması Gerekenler

 Çocuğumun dişlerinin çürümemesi için diş fırçalamaktan başka yapabileceğimiz bir şey var mı?

Çocukları diş çürüğünden korumanın en temel yolu diş fırçalama ve diş ipi kullanımının düzenli olarak yapılmasıdır. Ancak genetik, beslenme alışkanlıkları, dişlerin anatomik yapısı gibi özellikler düzenli diş temizliği yapılmasına rağmen dişlerin yinede çürümesine neden olabilmektedir. Pedodontistler çocuklara çocuğun ağız ve diş yapısına uygun “fissür örtücü” ve “yerel fluorid uygulamaları” gibi koruyucu uygulamaları yapmaları dişlerin direncini arttırarak çürükten korunmaya yardımcı olmaktadır.

 Yerel Fluorid uygulaması mı yaptırmalı fissur örtücü mü yaptırılmalı?

İki uygulamanında amacı koruyuculuktur. Uygulanan diş ve koruyuculuk tipi farklıdır. Fissur örtücü belirli dişlerin tek bir yüzeyine bir seferlik uygulanacak o bölgeden dişlerin çürümesini engellerken, yerel fluorid uygulaması tüm dişlerin yüzeyine sürülerek dişin yapısının belirli bir süre kuvvetlenmesini sağlamaktadır ve tekrarlanması gerekmektedir. Iki uygulamanında ayrı ayrı yapılması gerekmektedir.

cocuk dis saglıgı

diş hastanesi

 Yerel Fluorid uygulaması bir kere yapılması yeterli mi?

Fluorid uygulaması çocuğun çürük oluşum risk grubuna göre 3 veya 6 aylık periodlarda uygulanması gerekmektedir.

 Çocuklarda ne tip diş fırçası ve macunu kullanılmalıdır?

Çocuklarda dişlerin sürmesi ile birlikte çocuğun yaşına uygun küçük başlı diş fırçaları kullanılmalıdır. Tükürme refleksi 3 yaşa kadar gelişmediğinden bu yaşa kadar diş macunu kullanımı önerilmez. Ancak erken dönem çocukluk çürüğü gelişme riski gibi özel durumlarda pedodontistiniz bazı özel diş macunlarının kullanılmasını önerebilir. 3 yaş sonrasında çocuğun yaşına uygun floridli diş macunları tercih edilmelidir.

 Çocuklarda diş fırçalamaya ne zaman başlanmalıdır?

Çocuğunuzun dişlerinin ilk sürmeye başlaması ile  birlikte dişlerin fırçalanması gerekmektedir.

 Süt dişleri nasıl olsa değişecek, dolgu yapmaya gerek var mı?

Süt dişleri değişecek dişler olsalar da çocukların ileride düzgün bir ağız ve diş yapısına sahip olmaları için mutlaka tedavi edilmeleri ve değişme zamanına kadar sağlıklı bir şekilde ağızda kalması büyük önem taşır. Süt dişlerinin yemekleri çiğnemenin yanı sıra, alttaki sürekli dişlerin düzgün çıkmaları için rehber olma görevleri de bulunmaktadır. Süt dişleri tedavi edilmeyip zamanından önce kaybedildiğinde alttaki sürekli dişler rehberlerini kaybedeceğinden yanlış yerden sürme veya hiç sürememe gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle süt dişlerinin normal düşme zamanlarına kadar sağlıklı bir şekilde ağızda tutulmaları gerekir.

 Çocuklara röntgen çekilmesi zararlı mı?

Diş Hastanesi çocukların röntgeni çekilirken uygun dozun yaralanması ve kurşun önlük giydirilmesiyle oluşabilecek zarar minimum seviyeye düşünülmektedir. Kullandığımız cihazlar yoğun radyasyon yaymadığı için tedavi öncesi ve sırasında alınan röntgenler çocuğa bir zarar vermemektedir.

 Röntgen çekilmeden tedavi yapılamaz mı?

Röntgen çekilmeden tedaviye başlanması doğru değildir. Çürüğün durumu, altta sürecek olan dişin gelişim durumu, dişin köklerinin ve çevre dokuların durumu incelenmeden tedaviye başlamak doğru olmayacaktır. Tüm bu etkenler dişe yapılacak tedavi yöntemini belirlemektedir

 Hangi durumlarda röntgen çekilmesi gerekir?

Çürük varlığında çürüğün ne kadar ilerlemiş olduğunu belirlemek, sürekli dişin gelişim durumunun incelenmesi, çene ve köklerde var olan enfeksiyon veya oluşumların belirlenmesinde, tedavi yöntemine karar verilmesinde, ağız içi muayenede belirlenemeyen ara yüz çürüklerinin belirlenmesinde röntgen kullanılması gerekmektedir

 Ne sıklıkla röntgen çekilmelidir?

Diş hastanesinde 6 ay arayala gerektiğinde pancarımız röntgen çekilebilmektedir.

Süt dişleri tedavi edilirken yapılan iğne (lokal anestezi) altta gelişmekte olan sürekli dişleri etkiler mi?

Süt dişlerinin tedavisinde uygulanan lokal anestezinin alttaki sürekli dişe hiçbir zararı bulunmamaktadır. Tam tersine çürük olarak bırakılan süt dişlerinin neden olduğu enfeksiyonlar alttaki sürekli dişlerde kalıcı bozukluklara neden olabilmektedir.

 Anne sütü dişleri çürütür mü?

Evet çürütür. Anne sütünde var olan laktoz, diş yüzeyinde temizlenmeden kalması durumunda çürük yapıcı etki göstermektedir. Özellikle gece beslenmelerinde dişler çürük gelişimi açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Bu yüzden anne sütü dahil olmak üzere her beslenmeden sonra mutlaka diş temizliği yapılmalıdır.

Çocuğumun süt dişi çekilmek zorunda kaldı. Bunun ileride bir zararı olur mu?

Erken çekilen süt dişlerinin yerine kalıcı dişler çıkması beklenen yaştan önce sürmezler. Bu sebeple oluşacak boşluğa çekilen dişin arkasındaki ve önündeki dişler hareket etmeye başlar. Daralan diş nüboşluğu sürekli dişin yanlış yerden sürmesine veya hiç sürememesine sebep olur. Böyle bir durumla karşılaşmamak için diş çekildikten en kısa süre sonra yer tutucu denilen apareylerin hazırlanması gerekmektedir.

Çocuğum dişlerini çok zor çıkarıyor, devamlı huzursuz, geceleri uyanıyor, yemek yemiyor. Bu dönemi daha kolay atlatmanın yolu var mıdır?

Diş çıkarma bazı bebekler için oldukça zor bir süreçtir. Diş çıkarma döneminde ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı, uykusuzluk, ateş, tükürük akışında artma ve bazen ishal görülebilmektedir. Ancak burada unutulmaması gereken diş çıkarma nedeniyle ateş en fazla 37- 37,5 dereceye yükselir. Bu da nadirdir. Bu nedenle ateş yükselmelerinde ve diğer şikayetlerinde çocuk doktoru mutlaka bilgilendirilmelidir.

Ne yazık ki diş sürmelerini hızlandırıcı bir krem ya da ilaç bulunmamaktadır. Piyasada satılan ilaçların çoğu kullanıldığında o bölgenin bir süre rahatlamasını sağlar ancak sürmeye bir etkileri yoktur.

 


POST CORE NEDİR ?


 POST CORE NEDİR ?

Çok fazla harabiyet veya madde kaybı meydana gelmiş dişlere yapılan dolgular çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanabiliyor.

Bu nedenle böyle risk taşıyan dişlerde, mevcut veya tarafımızdan yapılan kanal tedavisinden destek alınarak uygulanan

Çivi, vida benzeri yapılara “post” denilmektedir. Post, dişin kökünden destek almamızı sağlar. Kök içerisindeki kanallara uygun

Boyutta planlanır ve uygulanır. Üzerine yapılan protez üst yapısına da “core(kor)” adı verilir. Bu yapının bütününe de “post-core

(post-kor)” adı verilmektedir.

 

post core

Post core

 ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Post-core, döküm işlemi ile metal alaşımlardan laboratuarda üretilebildiği gibi hazır kök vidaları ve kompozit dolgu

Malzemeleri kullanılarak ağızda da uygulanabilir. Ağız içinde direkt uygulananları “prefabrike” olarak geçmektedir. Bunlar metal

post veya fiber post olarak önceden hazırlanmış materyallerdir. Özellikle fiber postlar ön bölgedeki dişlerde estetik kaygı

Olmaksızın rahatlıkla uygulanabilmektedir.

 

 POST-CORE ENDİKASYONLARI (YAPIMININ UYGUN OLDUĞU DURUMLAR)

1) Dişlerde geri dönüşümsüz hasarın olduğu durumlar

2) Çene kemiği ve diş eti tarafından yeterince desteklenmeyen, periodontal sorunlu dişler

3) Dolgu ile tamiri mümkün olmayan çürüklü ya da madde kayıplı dişler

4) Eğilmiş dişlerden destek alınarak yapılacak protezler.

 POST-CORE KONTRENDİKASYONLARI (YAPIMININ UYGUN OLMADIĞI DURUMLAR)

1) Kanal tedavisine izin vermeyen ince ve eğri köklü dişler

2) Kök kanallarının kalsifiye-tıkalı olup kanal tedavisinin yapılamadığı dişler

3) Dişlerin köklerinde kırık veya çatlak varsa

4) Diş etinin altında kalmış, restorasyona elverişsiz dişler

5) Dişin kökünü de içine alan aşırı çürük varlığı

6) Yetersiz ağız hijyeni.

AMAÇ

Diş hastanesi Post-core yapımındaki amaç ise özetle; mevcut diş yapısını koruyup ondan destek alarak fonksiyonel ve estetik bir

Yaklaşımla dişi restore etmek, bu restorasyonla dişin ağız içerisindeki ömrünü uzatmak, varlığını ve etkinliğini temin etmektir.


Diş hastanesi Dentopia Bahçeşehir şubemiz yakında hizmetinizde…


diş hastanesi

diş hastanesi

Bahçeşehir şubemiz yakında hizmetinizde.